+90 544 346 63 36 info@doktorklinikleri.com

Reflü Ameliyatı

Reflü hastalığı, mide asidinin yemek borusuna çıkması ile oluşan yaygın bir durumdur. Genellikle yemek borusunun dibindeki kas halkasının zayıflaması sonucu oluşur. Reflü, mide ekşimesine ve ağzın arkasında nahoş bir tat oluşmasına neden olur. Çoğu insan için ara sıra bir sıkıntı olmasına rağmen bazen ciddi, ömür boyu sürebilen sorun olabilir. Reflü genellikle kendi kendine yardım tedbirleri ve ilaçlarla kontrol edilebilir. Kontrol edilemediği durumlarda sorunu düzeltmek için ameliyat gerekebilir.

Reflü, mide ekşimesi (göğüste sıklıkla yemek yedikten sonra oluşan rahatsız edici bir yanma hissi), ağızda nahoş bir tat (mide asidinin ağzınıza geri döndüğü ve hoş olmayan, ekşi bir tada neden olması), ağız kokusuna, özefagus enfeksiyonuna, sürekli bir şişkinlik ve gaz çıkartma isteğine neden olur.

Reflüye alkol, çay, sigara ve gazlı içeceklerin, sık tüketilmesi; yemekten sonra sırt üstü uzanma, yatmadan önce yemek yemek, aşırı kilolu olmak, portakal gibi turunçgilleri aşırı tüketmek, aşırı baharat kullanımı, yağlı yiyeceklerle besleniyor olmak ve hamile olmak gibi etkenler zemin hazırlar.
Reflü çoğu zaman basit ama önemli tedbirler ve ilaç tedavi ile kontrol altına alınabilmektedir fakat bu yöntemlerle kontrol altına alınamayan reflüler cerrahi girişim ile tedavi edilebilir. Reflü tedavisinde farklı cerrahi yöntemler uygulanmaktadır;

EndoCinch sistem, küçük bir dikiş makinesini andırır, esnek bir endoskop veya tüpün ucuna bağlanır. Doktorun, yemek borusu ve midenin yumuşak dokusunda (alt özofageal sfinkter veya LES olarak adlandırılır), asitin mideden ve yemek borusuna akmasını önleyen kıvrımlar oluşturmasını sağlar. Bu yöntem bir kesi gerektirmez ve çoğu zaman hastanede uzun süre kalmayı gerektirmez.

Videoskopik cerrahide beş küçük ensizyondan sokulan ve vücut içerisindeki görüntülerle yönlendirilen cerrahi enstrümanların kullanılmasıyla, cerrah özofagus içine asit akışını önlemek için midenin bir kısmını alt yemek borusu sfinkteri etrafına sarmaktadır. Minimal invaziv yöntem geleneksel cerrahiden daha az doku tahribatına neden olur, bu nedenle minimal invaziv cerrahi skarlaşmayı (yara dokusu) azaltır böylelikle hastanın konforu artarken hastanede kalış ve iyileşme süreleri kısalmış olur.

Bu metotların her birinin hastaya göre farklı avantaj ve dezavantajları vardır, en doğru yöntem seçimini muayene sonrası hekim yapabilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki bu tür ameliyatlarda hekimin tecrübesi ve hastane şartlarının, gerek teknolojisi ile gerek çalışan tüm sağlık personelinin uzman olması ile etkisi çok önemlidir.

Diğer Branşlar

İletişim

Ara
Whatsapp
Whatsapp
Randevu Randevu